30 Mart 2008

Beşiktaş - Fenerbahçe


Bir İnönü derbisi daha geride kaldı. Fenerbahçe istediği zaman istediği topu oynayarak gerek Beşiktaş'ı gerek çarşıyı çimlere gömdü. Doğruya doğru...
Futbolculardan tek tek bahsedersek;

Volkan Demirel: Bugün ne yapması gerekiyorsa fazlasını yaparak galibiyette önemli pay sahibi oldu. Özellikle Delgado'nun çevirdiği çıkıp alması çok iyiydi. Her zaman oyunun içindeydi, uyanık bir kaleci profili sergiledi. Böyle olunca da defansın arkasına atılan toplarda güven verdi. Beşiktaş'ın attığı golde hatası vardı biraz ama çok iyi oynadığı bir maçta o hatayı konuşma insafsızlık olur.

Edu Dracena: Kendi kalesine attıp gollerden sonra bu adam hakkında ister istemez bir güvensizlik var herkeste. Ama görevini en iyi şekilde yapmaya çalışıyor. Nobre'nin ceza sahası içindeki pozisyonunda atik davranıp araya girmesi taktire şayandı.

Diego Lugano: Hırçın defans oyuncumuz dün çok öne çıkmasa da önemli işler yaptı. Beşiktaş hücum oyuncularına rahat nefes aldırmadı.

Gökhan Gönül: Bu adam gelecekte milli takımımızın en çok güveneceği futbolculardan olacağını her maç gösteriyor. Pek fizikli olmamasına rağmen hızı ve öngörü kabiliyeti sayesinde kanat akınlarına set çekiyor. Dünkü Beşiktaş maçında da bunu yaptı. Hep böyle devam eder inşallah.


Wederson Gökçek: Defans futbolundan çok hücum futbolunu sevdiğini vurguladı bu maç. Geriden aldığı toplarla çıkışı Beşiktaş'ı tedirgin etti. Attığı bir frikik Rüştü'nün ellerinde erirken ister istemez "köşeye vursa ne olurdu acaba?" diye düşündürdü. Biraz ağır (tabii Roberto Carlos'tan sonra o kanada kim gelse ağır kalır) ama istekli.


Colin Kazım Richards: İşte maçın esas adamlarından biri. Sağ kanatta Anelka silüetini hatırlattı. Yaptığı ortalarla "ben büyük bir ligden geldim" diyordu. Nitekim yaptığı asist çok güzeldi. Uzun defans oyuncularının arasına gönderdiği top gol oldu. İnşallah gereksiz zorlamalarını, topu gereksiz yerlerde çok tutmayı bırakır da Fenerbahçe'nin büyük futbolcularının arasına adını yazdırır.

"Appiah, Anelka, Appiah. Anelka! Nicolas Anelka Koray'dan sıyrıldı. Anelka ceza sahasında! Açı dar! Anelka! Anelka! Nicolas Anelka sağ kanattan öyle bir geldi ki kimse yakalayamadı Fransız yıldızını Fenerbahçe'nin! Ve Anelka'nın attığı golle 18. dakikada Fenerbahçe 1-0 öne geçiyor İnönü'de. "

Bu replikler aklıma kazınmış, ezberden yazıverdim. Dakika olayında yardım aldım tabi ama onu da unutmam artık. Şimdi neden yazdığıma gelelim. Buyrun Alaattin Metin'in bugünkü yazısından bir kuple: "Colin Kazım herkesi şaşırttı. Beşiktaş maçında oynadığı futbol bana Anelka’yı hatırlattı. Hani; Anelka’nın topu Ali Tandoğan’ın sağından atıp solundan geçtiği, sonra da peşine takıp on metre fark attığı o unutulmaz maçı. "
Ali Tandoğan? Farklı maçları izlemişiz sanırım.


Mehmet Aurelio: Bu adam kesinlikle insan değil. Kardeşim bir insan her topu keser mi? Örümcek gibi! 8 tane ayağı var sanki, topu çaldıktan sonra rakibin ruhu duymuyor! Dün çok iyi oynadı. Ortasahanın her yerindeydi. Maldonado ile iyi uyum sağladı. Onun hakkında söyleyecek pek bir söz yok. Her zamanki gibi çok iyiydi.

Claudio Maldonado: Bu adam hakkındaki görüşlerimi daha önce yazmıştım. Buradan görebilirsiniz. Yüzümü kara çıkarmadı. Defanstaki etkinliği, topu ayağına aldığındaki rahatlığı ve garanti oyunuyla takdiri haketti. Soğukkanlılığıyla top ayağına geldiğinde takımını çok rahatlattı. Sadece bazen pasları çok yavaş attı, yerini buldu ama biraz daha hızlı paslar atması lazım. Selçuk ile aynı kefeye koymak bu adam için hakaret olur. Umarım bundan sonra hep o oynar da, pimi çekilmiş el bombası gibi adam olan Selçuk yüzünden kanser olmayız.


Uğur Boral: Çok ilginç bir oyuncu. Bazı pozisyonlarda topu ayağından öyle bir açıyor ki "Abarttı!" tepkisi kaçınılmaz oluyor. Fakat adamı geçip topu aldıktan sonra insanın ağzı bir karış açık kalıyor. Sakatlanana kadar Beşiktaş'ın sağ kanadını zorladı. Gerek hücum gerek defans yönünden etkiliydi. Umarım sakatlığı ciddi değildir. Bu kritik dönemeçte ona çok ihtiyacımız var.


Alex De Souza: Müthiş bir yetenek! Koşmuyor etmiyor, bırakınız efendim bu lakırtıları. Adam çıkıyor topunu oynuyor. Onu eleştirenlerin onun gibi bir futbolcuyu takımlarında görmek için neler verebileceğini, nelerden vaz geçebileceğini az buçuk tahmin ediyorum. Dün pas dağıtımında çok etkiliydi, iki güzel gol attı. O boyuna rağmen Beşiktaş'ın uzun defansları arasından öyle güzel vurdu ki, Rüştü'ye izlemek kaldı sadece. İkinci golünde öyle güzel bir yere vurdu ki, defans oyuncusuna(adını hatırlayamadım şimdi) çarpıp direğe çarptıktan sonra Rüştü'yü sürüm sürüm süründürüp ağlara gitti. Büyüksün kaptan! Sazı eline alacağı dakikaları çok iyi biliyor, ekonomik oynuyor.
FENERBAHÇEMİZİN GOLÜ! 20 NUMARALI FORMASIYLA! DE SOUZAAAA! ALEEEEX!

Mateja Kezman: Dün çok silikti. Dişe dokunur pek bir şey yapmadı. Beşiktaş'ı severdi ama atamadı. Sağlık olsun...

Semih Şentürk: Denizli maçında şampiyonluğu kaybettiğimizde sabaha kadar ağladığını onu tanıyan bir arkadaşımdan duymuştum. Gerçek Fenerbahçeli Semih! Bu adam çok kötü oynasa, kendi kalesine gol atsa bile Fenerbahçe'nin forveti olmalıdır. Giriyor, atıyor, attırıyor. İlla ki oynamak için kaprisli olmak lazımsa, kapris yapmayı sonuna kadar hak ediyor. Bir forvetten gol atması, asist yapması pas dağıtması vs. beklersiniz. Bu adam hepsine sahip ama yedek! Merak etme Semih bu taraftar senin arkanda!
Dün Rıdvan'ın söylediği bir söz hoşuma gitti: "Semih ile birlikte Fenerbahçe'de forvet olarak Kezman, Anelka, Ortega, Serhat vs. forma giydi. Hepsi çok iyi oyuncular ama hepsi gittiler, kalan hep Semih oldu! Semih'in bunu göz önüne alıp, bu takımın ona ne kadar güvendiğinin farkına varmalıdır." Biraz daha sabır GençFenerli Semih...


Beşiktaş cephesinden maça bakacak olursam, İbrahim Toraman'ın sağ bekte başlaması, o mevkide oynayabilecek bir oyuncu varken, büyük hata. Hele ki defansın ortasında onun yerine "futbol sahalarına geçerken uğramış" bir Baki oynuyorsa. Nitekim İbrahim sağ kanattayken Beşiktaş'ın bir etkinliği yoktu.

İkinci yarıda Uğur'un çıkması ve yerine Semih'in girmesiyle Fenerbahçe'nin orta sahası düştü. Bu sayede Beşiktaş orta sahayı çok hızlı geçme imkanı buldu. Buna rağmen ceza sahası önünde bir iki pozisyon dışında yeterli etkinliği sağlayamadı. Bunda Delgado'nun silik oyununun payı büyük. Bundan sonrası Beşiktaş için pek aydınlık görünmüyor. Zaten çok tartışılan bir başkanı ve Beşiktaş'a erken geldiğini düşündüğüm, yeterince tecrübeli olmayan bir hocası var. Şampiyonluk yarışından uzaklaştılar. Daha dün liderken bugün 4. sıradalar.

Tribünler konusunda, Beşiktaş tribünleri sessiz kaldı. Takımın yüklendiği kısa bir sürede "Saldır Beşiktaşım ooleey" ve maçın başındaki üçlü dışında bir etkinlikleri yoktu. Sahaya atılan yabancı maddeler de cabası. Alen'in yokluğu Beşiktaş tribünlerini etkilemiş gibi...

Fenerbahçe tribünleri ise İnönü'nün ölüm sessizliğini gök gürültüsü gibi yarıyordu. 1 dakika olsun susmayan taraftar, Kadıköy'deki bağırmayan taraftarlara sesini duyurmaya çalışıyordu Beşiktaş'tan. Efsane Maraton ruhu umarım geri döner ve tribünlerimiz dünkü gibi güzel olur.

0 Yorum yapın!:

Yorum Gönder | Feed



 
^

Powered by BloggerFlamboyant Striker by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License