22 Mart 2008

Her şeyden bir parça... #1


  • Birden efkar basıyor nedense bu aralar. Bir şarkının bir sözü içimi karartmaya yeter oldu. Tez zamanda kurtulmam lazım bu durumdan, yoksa sonu hiç iyi olmuyor. Vuruyorum kendimi alkole ama çare olmuyor.
  • Futbolda kondüsyonsuz kalmak çok acı birşey. Neredeyse 1.5-2 senedir sadece kalecilik yapıyordum. Çok severim kaleciliği, iyi de kaleciyimdir ayıptır söylemesi. Gel gelelim kalede dura dura, yiyip özellikle içip yata yata kondüsyon namına hiçbirşey kalmamış. Bu hafta yaptığım maçta ilk yarıyı zor çıkardım. Her hafta maç yapıyorum artık ama sadece bir saatlik maç çözüm olmayacak gibi...
  • Geçen gün kendim hakkında yeni bir şey keşfettim. Şemsiye taşıma özürlüsüyüm. Hayır kardeşim hiç elime yakışmıyor şemsiye. Zaten kullanmam pek ama kullanmam icap etti. Evde pratik yapmayı düşünüyorum bu konuda.
  • Yağmurlu havaları severim. Yağmur altında dolaşmak falan çok hoşuma gider. Ama bu sefer hiç sevmedim yağmuru. Sanırım yaşlanıyorum azizim...
  • Şiir okuyorum bu aralar, beğendiklerimi kaydediyorum. Hayranlıkla... Aynı kelimeleri kullandığımız halde kelimeleri öyle sıraya sokuyorlar ki saygıyla eğiliyorum. Oldum olası şiir yazanlara ayrı bir saygım olmuştur zaten.
  • Bir başka saygı duyduğum sanat da resim ve onu yapan kişiler. Dikkat ettiyseniz ressamlar demedim. Çünkü resim yapabilen herkese saygım var. Çok büyük yetenek işi. Ben hayatımda çöp adamdan öteye gidemedim.
  • Resim derslerinde klasik bir resmim vardı, her ders onu çizmeye uğraşırdım. Sanırım benim gibi bir çok kişi var, aynı resmi çizen... Bir dağ, dağın arasından yüz gösteren bir güneş, dağdan aşağı akan bir nehir, nehirin sol tarafında bir ev, sağ tarafında ise piknik yapan bir aile. Hangi insan evinin yanında piknik yapar allasen? Aile de dağınıktır çizdiğim resimde. Ailenin mutlaka bir kız bir erkek çocuğu olur. Kız olan ip atlar, erkek olan top oynar. Anne yemek hazırlarken baba onları izler. Eğer bu tip resimler yapanlar varsa aynı çatı altında toplanmamız gerektiğini düşünüyorum.
  • Geçen hafta Ek$i Sözlük'te çaylak oldum. Bu kadar koyacağını tahmin etmezdim. Çünkü Ek$i'de okur olmak, çaylak olmaktan iyi! Tema ayarlarını bile değiştiremiyorsunuz çaylakken. Oysa ki okurken öyle mi? Değil... Yazamamak koymadı, Zaten yazıyordum bir çok yerde ama Sub-Etha'ya ulaşamamak çok koydu. Ek$ibition, ESBPL, Limon, Ek$i Duyuru derken ne çok zaman harcıyormuşum orda. Çaylak olma sebebim de Capel hakkında; "tam tabiriyle karı gibi topçu. nefret ediyorum!" yazmam. Popomuza girebilir gerekçesiyle silinmiş. Doğrudur.
  • Bu kuş delirtecek beni. Her sabah ya onun sesiyle uyanıyorum, ya da ayaklarıyla. Uçup geliyor, uyurken yüzüme konuyor. Yahu kardeşim normal bir kuş gibi yorganın üstüne falan konsana neden yüzüme konuyorsun! Cak cak cak diye bağırıyor bir de... O küçücük kuştan bu kadar ses çıkması şaşırtıcı.
  • Zaten hiç normal bir hayvanım olmadı. Köpeğim vardı bir tane. Portakal yerken gelirdi yemek için. Ama önüne atarsan yemezdi, elinden yiyecekti illa! Bahçemizde dut ağacı vardı. Yere düşen dutları değil de arabanın üstündekileri yerdi. Patileri çamurluysa arabada süper motifler oluşurdu ama tırnakları çizerdi arabayı.

0 Yorum yapın!:

Yorum Gönder | Feed



 
^

Powered by BloggerFlamboyant Striker by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License