
Güzelliğine ve voleybolculuğuna laf atmak kolay değil. Evliymiş kendisi. Yeni öğrendim ben. Hay bin kunduz! Voleybolcu bayanlarımızın belli bir güzelliği oluyor zaten. Bunu tamamen iyi niyetimle söylüyorum. :) Ama o biraz başka gibi... Allah sahibine bağışlasın.
19 Ağustos 2008
Katarzyna Ewa Skowrońska
Let The Game Begin!
Nihayet liglerin bir kısmı başladı. Geri kalanı da başlamak üzere. Klasik tabirleri bol bol duyacağız spikerlerimizden;
-Sezonun ilk maçı
-Sezonun ilk golü
-Sezonun ilk taçı
-Sezonun ilk ...
Şimdiden uyarım onlara, vazgeçin! Biz salak değiliz. Her neyse staj dolayısıyla olimpiyatlardan ve liglerden uzak kalıyorum. Maç özetlerini bile izlemiyorum. Tottenham'ımız Hotspur'umuz İngiltere'de, sebepsiz olsa da, en nefret ettiğim takımlardan olan Middlesbrough karşısında pek bir etkinlik gösterememiş. Berbatov yedek soyunmuş. (Bu kadar iğrenç tabirler sayılıdır, kıymetini bilelim.) Berbatov'un satılması durumunda, ne yapacağı belli olmayan Darren Bent ile nereye kadar gidilebilir, bilinmez. Daha geçen senelerde forvet bolluğundan şikayet ediyorduk. Yok mu kardeşim bunun bir ortası?
Yolun açık olsun
Bir futbolcu daha geçti ülkemizden. Olmadı yapamadı. Zaman zaman başta ben olmak üzere Fenerbahçeliler tarafından çok eleştirildi. Bu kadar faydasız olup da bu kadar sevilen bir oyuncu ben hatırlamıyorum. Hala da seviyoruz Kezman'ı. İnşallah PSG'de kendini bulursun da seni izlemeye doyamayız. Yolun açık olsun Batman!
18 Ağustos 2008
Staj!
Birazdan okuyacağınız satırlar bu sıcakta döküm stajı yapan Flamboyant Striker'ın isyanıdır.
Bu staj denilen şey, ne sıkıcı ne gereksiz bir şeymiş de ben bilmiyormuşum. Bu sıcaklarda hele olmaz olsun. Sabah saat 8 de git, akşam 5 buçukta çık eve gel. Bildiğin mesai... Ne gereği var yahu?
Toplam 30 iş günü staj yapmak durumunda bırakıyor bizi sevgili okullarımız. Ben henüz 10 gününü bitirdim. Buna rağmen şimdiden isyan ediyorum. Arada sırada bir işin ucundan tutuyoruz, zaman geçiyor. Geri kalan zamanlarda da otur otur patlıyorum. İş yapılan zamanda da terden göz gözü görmüyor. Havaların durumu malum, fabrikanın durumu malum...
Allah stajda olan tüm kardeşlerime sabır versin. Ha bu arada stajın bir kısmı da ramazan ayına denk geliyor. Bol bol ya sabır çekeceğim anlaşılan.
17 Ağustos 2008
Biz küçükken...
"Migros Tribünü'ne çocuklar, bayanlar giremiyor." dedi arkadaşımın biri. Geçen sezon tansiyonu en yüksek maçlardan birinde (Fenerbahçe - Galatasaray Türkiye kupası maçı) Migros tribünündeydim. Setin hemen önünde. Yanımda statta tanıştığım, bana sorular soran bir çocuk vardı. Bu tribündekiler kim dedi ilk olarak. Genç Fenerbahçeliler onlar dedim. Peki onlar bunlar şunlar derken, KFY, 1907 Unifeb, Ck vs. hepsini tek tek saydırdı bana. Kimle geldin dediğimde kardeşim, ben, babam dedi... Sanırım bu bir şeyleri açıklamıştır.
Bizim küçüklüğümüzde, tribünümüzün en ateşli olduğu zamanlarından birinde, maça gittiğimizde abilerimizin maskotu olurduk. Maçtan önce tezahüratları öğretmek için tanıdığım, tanımadığım insanlar seferber olurlardı. Rakip takımlar alehinde tezahürat yaptırıp eğlenirlerdi. Bizim de hoşumuza giderdi tabi. Tecrübeli oldukları için uyarılarını yaparlar, rahat bir maç seyrettirmeye çalışırlardı.
Babam astsubay olduğu için sürekli gemiyle seyre çıkardı. Dolayısıyla pek maça gitme şansımız olmazdı. Tek başıma da gidemeyeceğime göre... Babamla izlediğim maçlardan birinde, boyum kısa olduğu için sahayı göremiyordum. Arada derede tezahürat yapmakla yetiniyordum. Babamın belinden rahatsızlığı olduğu için beni kaldıramıyor, kaldırsa da çok fazla havada tutamıyordu. Arada bir kaldırdığında bütün futbolcularımızı görmek için hemen sahayı kolaçan ediyordum. Her neyse, daha sonra yanımdaki abi, sahayı görebiliyor musun dedi. Ben de hayır ama olsun dedim. Gel bakalım dedi, babama döndüm, başını salladı. Abi beni kaptığı gibi omuzlarına almıştı. Hayatımda o kadar heyecanla tezahürat yaptığımı hatırlamıyorum. 10-15 dakika arası bir zaman da olsa müthişti. Stadı ışıklarının zemine inişi bile büyüleyiciydi. Bizim tribünlerimiz buydu eskiden. Stada çocukların girebilmesi olayı yeni değildir. Bize tribünleri bu derece sevdirenler o abilerdir.
Bayan konusuna gelince, öncelikle şöyle de bir durum var: Her tribüne kız arkadaşınla girdin de, bir tek Migros mu kaldı? İlla ki giremiyorum diyorsan, 52000 kişilik statta kendine yer bulamıyorsan, ben bir şey demiyorum. Tabii ki bayan arkadaşlarımızın stada gelmek, maç izlemek en doğal hakkı. Eğer migros konusunda çekinceleriniz varsa başka tribünleri düşünmeyi öneriyorum sadece...
27 Temmuz 2008
Xabi Alonso iddiaları
Aurelio gittikten sonra Aragones o bölgeye oyuncu istediğini dile getirdi. Nerden çıktıysa birden herkes Xabi'yi konuşmaya başladı. Sadece bizim basınımız değil İngiliz ve İspanyol basını da bu yönde haberler yaptı. Resmi sitede yalanlanmaması de Fenerbahçe taraftarının yüreğinin pır pır etmesine yetti.
Transferle ilgili olarak, Liverpool forumlarında görüldüğü üzere taraftarlar Xabi'nin takımdan ayrılmasını istemiyorlar.
Mirror'ın haberine göre Fenerbahçe £12 milyon önerecekmiş Liverpool'a. Kırmızılar ise £18 milyona Barry ile anlaşmak üzereymiş. Bu transferin doğru olabileceği ihtimalini birazcık daha arttırsa da, Aston Villa Barry'i satmak istemiyor. Bu durumda Xabi'nin takımdan ayrılmasına gerek yok.
Çok çok küçük bir olasılık. Fenerbahçe'ye gelene kadar İngiltere, İspanya ve İtalya'dan bir sürü taliplisi çıkar. Tabi, keşke gelse...
Ortega F.C. Dallas'a mı?
Bir sitede böyle bir söylenti gördüm dolaşırken. Rivayete göre Dallas'lılar görüşmeler için Arjantin'e gitmiş bile. Ortega gönülsüz haliyle. Fakat başkan sağlam bir teklif yakalarsa gözünü kırpmaz diyorlar. Bence gitmesin, River Plate'de bıraksın. Tahmin ediyorum, taraftarları da benimle aynı görüştedir.



