17 Ağustos 2008

Roger Federer


“I definitely need to use my chances when they come because definitely there won't be many.”

Biz küçükken...

"Migros Tribünü'ne çocuklar, bayanlar giremiyor." dedi arkadaşımın biri. Geçen sezon tansiyonu en yüksek maçlardan birinde (Fenerbahçe - Galatasaray Türkiye kupası maçı) Migros tribünündeydim. Setin hemen önünde. Yanımda statta tanıştığım, bana sorular soran bir çocuk vardı. Bu tribündekiler kim dedi ilk olarak. Genç Fenerbahçeliler onlar dedim. Peki onlar bunlar şunlar derken, KFY, 1907 Unifeb, Ck vs. hepsini tek tek saydırdı bana. Kimle geldin dediğimde kardeşim, ben, babam dedi... Sanırım bu bir şeyleri açıklamıştır.

Bizim küçüklüğümüzde, tribünümüzün en ateşli olduğu zamanlarından birinde, maça gittiğimizde abilerimizin maskotu olurduk. Maçtan önce tezahüratları öğretmek için tanıdığım, tanımadığım insanlar seferber olurlardı. Rakip takımlar alehinde tezahürat yaptırıp eğlenirlerdi. Bizim de hoşumuza giderdi tabi. Tecrübeli oldukları için uyarılarını yaparlar, rahat bir maç seyrettirmeye çalışırlardı.

Babam astsubay olduğu için sürekli gemiyle seyre çıkardı. Dolayısıyla pek maça gitme şansımız olmazdı. Tek başıma da gidemeyeceğime göre... Babamla izlediğim maçlardan birinde, boyum kısa olduğu için sahayı göremiyordum. Arada derede tezahürat yapmakla yetiniyordum. Babamın belinden rahatsızlığı olduğu için beni kaldıramıyor, kaldırsa da çok fazla havada tutamıyordu. Arada bir kaldırdığında bütün futbolcularımızı görmek için hemen sahayı kolaçan ediyordum. Her neyse, daha sonra yanımdaki abi, sahayı görebiliyor musun dedi. Ben de hayır ama olsun dedim. Gel bakalım dedi, babama döndüm, başını salladı. Abi beni kaptığı gibi omuzlarına almıştı. Hayatımda o kadar heyecanla tezahürat yaptığımı hatırlamıyorum. 10-15 dakika arası bir zaman da olsa müthişti. Stadı ışıklarının zemine inişi bile büyüleyiciydi. Bizim tribünlerimiz buydu eskiden. Stada çocukların girebilmesi olayı yeni değildir. Bize tribünleri bu derece sevdirenler o abilerdir.

Bayan konusuna gelince, öncelikle şöyle de bir durum var: Her tribüne kız arkadaşınla girdin de, bir tek Migros mu kaldı? İlla ki giremiyorum diyorsan, 52000 kişilik statta kendine yer bulamıyorsan, ben bir şey demiyorum. Tabii ki bayan arkadaşlarımızın stada gelmek, maç izlemek en doğal hakkı. Eğer migros konusunda çekinceleriniz varsa başka tribünleri düşünmeyi öneriyorum sadece...

George Best


In 1969 I gave up women and alcohol - it was the worst 20 minutes of my life.

27 Temmuz 2008

Yurttan Sesler #1


İlgilenen olursa Değirmendere'de çekilmiştir efendim. :)

Xabi Alonso iddiaları

Aurelio gittikten sonra Aragones o bölgeye oyuncu istediğini dile getirdi. Nerden çıktıysa birden herkes Xabi'yi konuşmaya başladı. Sadece bizim basınımız değil İngiliz ve İspanyol basını da bu yönde haberler yaptı. Resmi sitede yalanlanmaması de Fenerbahçe taraftarının yüreğinin pır pır etmesine yetti.
Transferle ilgili olarak, Liverpool forumlarında görüldüğü üzere taraftarlar Xabi'nin takımdan ayrılmasını istemiyorlar.
Mirror'ın haberine göre Fenerbahçe £12 milyon önerecekmiş Liverpool'a. Kırmızılar ise £18 milyona Barry ile anlaşmak üzereymiş. Bu transferin doğru olabileceği ihtimalini birazcık daha arttırsa da, Aston Villa Barry'i satmak istemiyor. Bu durumda Xabi'nin takımdan ayrılmasına gerek yok.
Çok çok küçük bir olasılık. Fenerbahçe'ye gelene kadar İngiltere, İspanya ve İtalya'dan bir sürü taliplisi çıkar. Tabi, keşke gelse...

Ortega F.C. Dallas'a mı?

Bir sitede böyle bir söylenti gördüm dolaşırken. Rivayete göre Dallas'lılar görüşmeler için Arjantin'e gitmiş bile. Ortega gönülsüz haliyle. Fakat başkan sağlam bir teklif yakalarsa gözünü kırpmaz diyorlar. Bence gitmesin, River Plate'de bıraksın. Tahmin ediyorum, taraftarları da benimle aynı görüştedir.

Berbatov ve Robbie Keane

Tottenham'dan bahsetmişken devam ediyim dedim. Manchester United Berbatov için adeta saldırıya geçti. Uçuk rakamlar konuşuluyor transferle ilgili. Berbatov'un da gönlü varmış, fakat kendi ağzından duymadığım için inanmak istemiyorum.
Berba'nın forvetteki kankasına da kırmızılar merak sarmış. Crouch'un takımdan ayrılmasından sonra yedek golcü mü arıyorlar nedir? Gerçi David Villa ile de ilgileniyorlardı, fesatlık yapmıyım. Keano da gitmesin. Juande Ramos'un seneye hangi taktik dizilişle sahada olacağına bağlı tabi her şey...

Chimbonda ve Tainio Sunderland'de

Ramos kendi kadrosunu kurmak için elindekileri göndermeye başladı. Alan Hutton'ın alınmasından sonra, yedek kalan Chimbo Sunderland ile anlaşmış. Roy Keane, heyecan verici bir transfer olarak nitelendirmiş ve çok memnun olduğunu belirtmiş. Ondan önce de Teemu gitmişti. Roy Keane'in listesinde 2 Tottenhamlı daha varmış. Yeter artık, bırak da başkaları alsın diyorum.

Nihayet!

Gitti, nihayet gitti. Kim mi? Paul Robinson! En iyi zamanında bile İngiltere milli takımına nasıl seçildiğini anlamazdım. O kadar mı kötü İngiliz kalecileri diye insan ister istemez düşünüyor. £3.5 milyona Blackburn'ün olmuş. Hayrını görsünler görmesine de, tutup da oralarda panter kesilmesin.

26 Temmuz 2008

Rahatsızlıktan dolayı...

Blogun temasını sık sık bızıklıyorum, çevreye verdiğim olası rahatsızlıklardan ötürü özür dilerim. Bu temada karar kıldım, lakin banner denilen meretler nedense olmuyor. Üstteki Flamboyant Striker yazısı fazlaca sikko duruyor farkındayım. Fikri olan beri gelsin.



 
^

Powered by BloggerFlamboyant Striker by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License