Bir çiçekle bahar olmaz demiştim. Olmadı da. Fenerbahçe'nin ciddi bir müdahaleye ihtiyacı var. Arsenal maçı şimdiden rüyalarımıza girmeye başladı. Bu kadar futboldan uzak oyun anlayışı olamaz. Eskişehir'in gol olduğu söylenen pozisyonuna herkes yorumunu katarak bir tahminde bulunacaktır. Net olarak görünmüyor çünkü. Eğer golse yazık oldu Es Es'e.
Volkan Demirel: Dün Edu ile birlikte Galatasaray ile oynanan kupa maçından bir kesit sundular bize. Biraz konuşun! Ya Edu adam gibi Türkçe öğrensin ya da Volkan Portekizce "Bırak!", "Bende!" gibi basit kelimeleri öğrensin. Bir değil iki değil. Eğer Volkan söyledi de Edu duymadıysa onu bilemem. Volkan'da da Serdar Kulbilge'de olduğu gibi bi' ses yok ki inletsin her yeri...
Roberto Carlos: Eleştirmek haddime değil diyerek geçiştiriyorum yine...
Lugano - Edu: Uyumsuzlar. Kaç sene oldu hala bir uyum sağlayamadılar. Adam paylaşımı yok. Kademe yok. Bir defans ikilisinde sadece bu ikisi olmasa bile, büyük bir takımda oynamamaları için yeterlidir. Edu'nun yediğimiz golde Volkan eğer bırak dediyse, topu bırakmaması hiç uslanmadığının kanıtı.
Gökhan Gönül: Yine basit hatalar yaptı. Önünde hiç kimsenin oynamıyor olması onu zor durumda bırakıyor. Hücuma çıktığında geride kalacak bir adam olmuyor.
Maldonado: Yahu sen nesin birader? Futbolcu değilsin onu biliyoruz da nesin? Bir metre top sür kafamı kıracağım ya. Ne defansif anlamda iyisin ne de hücumda. Bu kadar yavaş, bu kadar saçma futbol oynanamaz. Hemen gönderilmesi lazım. Hem de daha fazla oynatılmadan...
Semih: Ben mevkisini çözemedim dün Semih'in. Sağ açık desem değil, forvet hiç değil, forvet arkası da değil. İstekliydi ama nerde oynuyorsa artık, o mevkide olmadı.
Selçuk: Maldonado'dan katbekat iyi oynamasına rağmen oyundan alındı. Maldonado'yu görünce bu adamı eleştirmek inanın içimden gelmiyor. O derece!
Uğur Boral: Yine yüzlerce çalım denemesi, ayakta saatlerce tutulan toplar, toptan hızlı koşmaya çalışmalar... Geçen seneki Uğur nerede? Görenler Samandıra Tesisleri'ne bırakıversin.
Alex De Souza: Fenerbahçe'deki 101. golünü attı. İlk golü çok güzeldi. İkinci golde de kaleciden topu kurtarışı Güiza'ya birşeyler anlatır gibiydi. Büyüksün kaptan!
Güiza: Bu adam nasıl gol kralı oldu cidden merak etmeye başladım. Arsenal maçında da, Eskişehir maçında da kaleciyle karşı karşıya pozisyonları atamıyor. Almunia'da Eskişehirspor'un kalecisi de bana göre kaleci falan değil ama atamıyor. Topu ne tarafa çekse gol ama kalecinin içinden geçirmeye çalışıyor. Sen ne kadar çabalarsan çabala o pozisyonları atamazsan olmaz. İddia ediyorum, o pozisyonlara Semih girse mutlaka gol atar!
Ali Bilgin: Sanırım Burak Yılmaz'dan sonra Aragones'in yeni sevgilisi...
Galatasaray'ın bu akşam puan kaybedeceğini sanmıyorum. Beşiktaş kaybedebilir. Bu futbolla bizi ilgilendirmiyor bunlar. Böyle oynarsak şampiyon olma olasılığımız çok az.
02 Kasım 2008
Eskişehirspor:2 Fenerbahçe:2
Tottenham:2 Liverpool:1 #2
Namağlup Liverpool, White Hart Lane'den çıkamadı. Liderliği de Chelsea'ye kaptırdı kırmızılar. Tottenham ise yavaş yavaş kimliğini yakalıyor. 9 puanla 18. sıraya yükseldi. Arsenal'in Stoke City'e yenilmesi de keyfimize keyif kattı.
Başta Harry Radknapp'in iddialı açıklamaları biraz korkutsa da bir bildiği varmış. Rafa maçı kaybettiklerine inanamadığını, çok şanssız olduklarını söylemiş ve kaçan pozisyonlardan dert yanmış. Harry ise kazanmaya devam ediyoruz demiş. Umarım devam ederiz.
Keane sanırım asist yapmış. Yakışır Keano'ya ama keşke gitmeseydi...
Pivot Santrafor derinlemesine bi' pas atmış bir sonraki derbiye dair. Bu sene de kazanamazlarsa Kadıköy'e gelmemelerini öneriyorum. Bunu burnu büyük biri olduğumdan değil, Fenerbahçe futbol oynamadığı için söylüyorum. Mutlak favori Galatasaray maalesef...
01 Kasım 2008
Tottenham 2 - 1 Liverpool
Blog içi derbide gülen taraf zor günler geçiren Flamboyant Striker oldu. 3. dakikada Kuyt ile öne geçen Liverpool, bu üstünlüğünü maç sonuna taşıyamadı ve son dakikada Pavlyuchenko'nun ayağından gelen golle sahadan 2-1 yenik ayrıldı. Hotspur, Harry Redknapp ile yakaladığı çıkışı devam ettiriyor, güzel günler görecekler güneşli günler :)
Neyse şimdi gözler bir başka blog içi derbiye -09.11.2208- çevrildi. Bu sefer kazanma sırasının bende olmasını ümit ediyorum..
Eskişehirspor - Fenerbahçe
Es Es geçen maç Galatasaray'ı yendi. İki büyük maçı arka arkaya oynamaları onlar için şans mı, şanssızlık mı ona siz karar verin. Kendi sahalarında oynamaları avantaj ama bu sezonun bir de ikinci devresi var. Taraftarlar yüksek bilet fiyatlarından şikayetçiymiş. Ne kadar oldukları hakkında bir fikrim yok, araştırmaya da üşendim.
Maldonado saçlarını kestirmiş. Eğer oynarsa göreceğiz efendim. Fenerbahçe'nin muhtemel kadrosu şöyle;
Kalede; Volkan Demirel,
Defansta; Gökhan Gönül, Lugano, Edu, Roberto Carlos
Orta Sahada; Deivid(Semih), Josico, Selçuk, Uğur, Alex
Forvette; Güiza
Kazım Cezalı Sağ kanatta Deivid'i izleyebiliriz. Deivid'in iyileşmesiyle, Semih'in yedek kulübeye çekilip çekilmeyeceği merak konusu oldu. Eğer yine yedek kalmaya başlarsa yazık olur bu adama. Hem çok yararlı oynuyor (nerde oynarsa oynasın), hem de taraftar onu çok seviyor. Bakalım ne olacak.
Eskilerden bir gazete ile süsledim yazıyı. Kazasız belasız, Fenerbahçe'nin galibiyetiyle biten bir maç olması dileğiyle.
Tottenham - Liverpool
Blog içi derbi. Pivot Santrafor Liverpool'u destekliyor, ben Tottenham'ı. Bakalım ne olacak. Bu arada Robbie Keane'in White Hart Lane'e dönüş maçı. Oynarsa taraftarların nasıl bir reaksiyon göstereceğini merak ediyorum. Torres'in durumu sanırım maç saatinde belli olacakmış. Liverpool 5 maçtır kazanıyor. Tottenham ise Redknapp ile 1 galibiyet 1 beraberlik aldı. Önceki formundan bahsetmeye gerek yok, puan durumundan belli oluyor zaten.
31 Ekim 2008
Geçenlerde Sir Alex Ferguson' un, Real Madrid' in Heinze' yi almasındaki asıl amacının, o iyi bir futbolcuolmasına rağmen, Ronaldo' yu Madrid' e getirebilmek olduğunu söylediğini bir açıklaması okumuştum. Cristiano Ronaldo ve Gabriel Heinze oldukça yakın arkadaşlar. Bu açıklamaların üzerine Heinze ise şöyle buyurmuş:
"Cristiano, Madrid' de United' dakinden daha iyi oynar."
Marek Hamsik
Napoli' nin bu seneki çıkşında önemli rol oynayan oyunculardan biri de Marek Hamsik. CM&FM oynayanlar için tanıdık bir isim. Türk halkı da onu ilk kez euro 2008 öncesi slovakya ile yapılan hazırlık maçında duymuş olsa gerek. Hatta hatırlıyorum da maçın ilk yarısı boyunca Hamsik diye okunan ismi ikinci yarı ne olduysa Hamşık diye okunmaya başlanmıştı. Bu sezon arjantinliler Lavezzi ve Denis ile takımı sırtlıyorlar. 1987 doğumlu genç oyuncunun daha önce Brescia ile Serie A ve Seria B tecrübeleri var. Brescia' daki son ve Napoli' deki ilk sezonunda ortaya koyduğu istikrarlı performansı bu sezon da devam ediyor. Bu sezon takımın ligde ve avrupada oynadığı 14 maçta 6 golü var. Bakalım bu iyi performansı Napoli' yi ve kendisini nerelere kadar götürecek....
30 Ekim 2008
- şu andan itibaren D10s' un takımına hazırlık maçları için messi' yi göndermeyi reddetmek günah mı sayılacak?
dios (D10s)' un ispanyolcada tanrı anlamına geldiğini de hatırlatalım.
Kazım! Cezalısın!
Bildiğiniz gibi Kazım Ankaragücü maçında hakeme küfür ettiği için atıldı. Atılmadan önce de pek iyi oynamıyormuş. Neyse konumuz bu değil. Kazım'a son maçta atıldığı için ceza verilmiş. Geç kalınmış bir cezadır bu. Geçtiğimiz haftalarda kutsal kabul ettiğimiz Fenerbahçe formasını sinirlenip yere atan da oydu. Esas cezayı o zaman haketmişti. Biraz hafızalarımızı tazelersek, daha sonra Galatasaray'da da top koşturan Tomas formayı attığında takımdan gönderilmişti.
Kazım yetenekli bir futbolcu. İstikrar ve disiplin kazanması lazım. Unutmasın ki o formayı sahada bir kez terletebilmek için ölebilecek insanlar var.
Cezalısın Kazım! Geç de olsa cezalısın...

