07 Temmuz 2008

Deivid de Souza'nın ayağı kırıldı


"Avusturya Kitzbühel'de yeni sezon hazırlıklarına başlayan takımımız, oyuncumuz Deivid de Souza'nın antrenmanda sakatlanması ile sarsıldı. İspanyol teknik direktörümüz Aragones'in ilk antrenmanında sol ayak fibula kemiği kırılan oyuncumuz Deivid, Kitzbühel'deki St. Johann hastanesine kaldırıldı. Burada yapılan tedavisinde sol ayak fibula kemiğinde kırık tespit edilen oyuncumuz Deivid'in akşam saatlerinde Münih'e götürüleceği açıklandı. Doktorumuz Piyer Arzuman Deivid'in sağlık durumunun iyi olduğunu ve St. Johann hastanesinde Deivid'in ayağının alçıya alınmasından sonra Münih'e hareket edeceklerini açıkladı. Deivid'in Pazartesi sabah ameliyat olacağını söyleyen Arzuman her türlü önlemin alındığını ifade etti."


Bir futbolcunun başına gelebilecek en rezil sakatlıklardan biridir ayak kırılması. Çok üzüldüm, Okan buruk'a, Uche'ye, Güven'e, Metin Diyadin'e, Ronaldo'ya, Eduardo'ya vs. ne kadar üzüldüysem o kadar çok. Büyük geçmiş olsun, umarım en kısa zamanda sahalara dönüp kaldığı yerden devam eder.

01 Haziran 2008

Tottenham haberleri hakkında


Bir iki Tottenham sever arkadaş takım hakkında biraz olsun haber almak için blogu takip ediyorlarmış. Bundan sonra http://tottenhamtillwedie.blogspot.com/ adresini takip edebilirler, ya da etmezler kendileri bilir. :)

Emre Belözoğlu

Geçtiğimiz günlerde Emre'nin Fenerbahçe'ye geleceği ciddi kaynaklar tarafından ortaya atılmıştı. Gel gelelim artık Fenerbahçe taraftarı ciddi de olsa medyada yer alan haberlere karşı mesafeli davranıyor. Bunda yönetimin resmi sitede yaptığı yalanlamaların etkisi çok büyük. Dereağzı tesislerinin önünden sinek geçti diye haber çıksa, aha şöyle bir yalanlama gelirdi:

Sinek Haberi
Bugün bazı yayın kuruluşlarında saat 20:00 sularında Dereağzı tesislerimizin önünden bir sinek geçtiği yazılmaktadır. Bu kaynağı belli olmayan asılsız haberler kulübümüze zarar vermek için yapılmaktadır. Taraftarımızı bu tip haberlere önem vermemeye çağırıyor ve söz konusu basın organlarını kınıyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü

Hal böyle olunca Emre haberine de pek ihtimal vermeyip, Galatasaray'da top koşturduğunu göz önüne alarak inanmamıştım. Hatta Emre'nin Fenerbahçe formasıyla verdiği pozu gördükten sonra bile 'Kesin photoshoptur' dedim. Çünkü bu gözler ne Fenerbahçe forması giyen Crespo'lar Adriano'lar gördü.

Ertesi gün bir baktık ki resmi sitede Emre'nin kulübüyle anlaştığımız haberi hemen girişe, Emre Belözoğlu'nun milli takım formalı fotoğrafının altına döşenivermiş:

Kulübümüz Newcastle United forması giyen Milli Futbolcu Emre Belözoğlu'nun bonservisi konusunda İngiliz kulübüyle anlaşmaya varmıştır. Emre Belözoğlu transferi için milli futbolcunun menajeri Ahmet Bulut İle görüşmeler başlatılmıştır.

Spor kamuoyuna duyurulur

Fenerbahçe Spor Kulübü


EMRE BELÖZOĞLU KİMDİR?

7 Eylül 1980, İstanbul'da doğdu. Türk futbolunun son senelerde yetiştirdiği en önemli futbolculardandır. Milli Takım oyuncusu ve FA Premier League külubü Newcastle United'da orta sahada forma giyiyordu. Mart 2004'de Emre, Pele tarafından yaşayan en büyük 125 oyuncu arasında gösterildi. 14 Haziran 2005'de Newcastle ile Inter Milan arasında yapılan anlaşmayla Inter Milan'dan Newcastle United'e transferi gerçekleşti.


Ben bu haberde "Emre Belözoğlu kimdir?" kısmına takıldım. Kariyerinin her basamağı yazılmış ammavelakin Galatasaray ve Zeytinburnu yazılmamış. Hadi Zeytinburnu neyse de Galatasaray yazılmalıydı. Neyi kimden saklıyorlar. Emre'nin Galatasaray'da oynamış olduğunu herkes biliyor. Tarihi değiştirme şansımız olmadığına göre yaz arkadaşım. Ne Galatasaraylılar "Aha Fenerbahçe'nin resmi sitesinde adımız geçti lan! Heyooo!" diyecek ne de Fenerbahçeliler "İçine ediyim böyle resmi sitenin! Galatasaray yazmışlar ya!" diyecekti. Her neyse...


Şimdi Emre transferinin Fenerbahçe'ye getirilerine bakalım. Öncelikle Emre ile ilk ilgilenişimiz değil bu. Galatasaray'a gitmeden önce Zeytinburnu'nda oynarken Fenerbahçe ile anlaşmış fakat sonra olaylar değişmiştir. Eğer ki merak ediyorsanız buradan okuyabilirsiniz. Emre eğer şu an milli takımda gösterdiği performansı gösterirse çok faydalı olur. Aurelio'nun önünde faydalanılacak bir Emre Aurelio'nun hücum yükünü hafifletip defansif oynamasını sağlayacaktır. Zaten Emre'nin kalitesini tartışmaya gerek yok. Ama bir de şu var ki Emre senelerdir müzmin sakatlığı nedeniyle adam gibi top oynayamıyor. 2 maç var 1 maç yok. Hatta o 1 maçın süresi de uzayabiliyor. Bu yüzdendir ki Emre'yi nispeten kritik maçlarda oynatmak ve bütün sezon ona yüklenmemek daha mantıklı olacaktır.


Tabii ki Fenerbahçe açısından kötü özellikleri de var Emre'nin. Geçen senelerde yaşanan "Katil Emre!" tezahüratını tahmin ediyorum ki ne o ne de Fenerbahçe taraftarı unuttu. Bir antipati var Emre'ye. Çünkü gereksiz yere hakemlerle tartışan, fazla hırslı oynayabilen bir oyuncu. Basın tribününe çektiği hareket daha dün gibi aklımızda. İşte bu yüzden acabalar var. Çubuklu formayı giyene kadar sevmeyebilirsiniz, sevmeyebiliriz ama sırtına o formayı geçirdikten sonra Emre'yi sevmemek gibi bir olasılığımız olamaz diye düşünüyorum ben.


Galatasaray cephesinde ise iyi ki bize gelmedi de Fenerbahçe'ye gitti görüşü var. En azından benim gördüğüm kadarıyla öyle. Emre'nin İnter'e transferi hala akıllarında. Zaten Galatasaraylı olsa o gün gitmezdi diyenler mi dersin, Emre futbolcu değil diyenler mi... Ama bence içten içe üzülüyor Galatasaraylılar. Ama üzülmesinler! Biz ne "Kefen giyerim Galatasaray forması giymem!" diyenler gördük. Rıdvan Dilmen'lerin, Metin Oktay'ların ruhu kalmadı artık. Şimdi herkes 'profesyonel'!


Sonuç olarak hayırlı olur inşallah. Çubukluyu taşıyan her futbolcu gibi Emre de zamanla ona duyulan antipatiyi sempatiye çevirecektir. Sakatlık olmadan Fenerbahçe'ye hizmet etmesi dileğiyle.

26 Mayıs 2008

Issız kuytu köşelerden and olsun ki döneceğim

Uzun zamandır yazmıyorum kişisel sebeplerim yüzünden. Eğer takip edenler varsa özrü bir borç bilir, en yakın zamanda yazmaya başlayacağımı duyururum.

03 Mayıs 2008

El Matador


Edison Cavani... Palermo'nun 14 şubat 1987 doğumlu forveti. Lakabı El Matador. Bizim Lugano'nun vatandaşı. Geleceğin önemli futbolcularından biri olacağının sinyallerini veriyor. Ayrıca Uruguay milli takımı da ondan çok şeyler bekliyor. Sezon sonu Palermo'dan ayrılıp İnter'e gitme ihtimali var. İnter Adriano'dan umudu kesti sanırım. Ya da ilginç transferlerinden biri olacak. Youtube'da kendisinin gollerini görebilirsiniz ama ü daha bir dikkatle izlemeli.

Tottenham haberleri


  • Berbatov büyük ihtimalle sezon sonu takımdan ayrılacak. Kabak tadı vermişti artık, gidecek mi kalacak mı muhabbeti.
  • Juande Ramos Berbatov ayrılacak demese de, bitiriciliği yüksek, kaliteli bir forvete ihtiyacımız var dedi.
  • Modric Tottenham'da. İnşallah bahsedildiği kadar iyi oyuncudur. O değil de bu Hırvatlar tam Kayserili çıktı. İyi fiyata itelediler, dur bakalım...
  • Kaboul yeterince şans bulamadığından yakınmış. Hele otur bi soluklan yiğidim. Daha yaşın ne başın ne? Önünde Ledley King ile Jonathan Wootgate oynuyor.
  • Gattuso'nun Milan'dan ayrılacağı haberi Arsenal ve Tottenham'ı harekete geçirmiş. Şöyle ısıran bir orta saha oyuncusu tadından yenmez ama sanmıyorum bu transferin gerçekleşeceğini. Arsenal'in de alabileceğini sanmıyorum. Arsene Wenger transfer döneminde büyük paralar harcamayacağız demişti.
  • Liverpool Aaron Lennon'la ilgileniyor. Sadece ilgilenirler. Anfield Road'un karşısına SAT-MI-YO-RUZ diye ilan vermeyi düşünüyorum.
  • Forvet demişken Tottenham'ın olası forvetleri listesinde David Villa da var. Kısmet...

İşte Premier League bu! #1


Öncelikle Sir Alex Ferguson'dan bir alıntı yapayım: "İstatistikler mini etek gibidir, bir çok şeyi gösterir ama aslolanı göstermez."
Sir bu lafında ne kadar haklı tartışılır. Şimdi bir kaç istatistik yazacağım buraya. Üşenmedim araştırdım evet..

Öncelikle takımların statlarının kapasitesine, ortalama seyirci sayısına ve doluluk oranına bakalım.

Takım----------Ortalama-------Kapasite-------Yüzde
Arsenal---------60,067----------60,432--------%99,4
Man Utd--------75,674----------76,212---------%99,3
Tottenham------35,962---------36,240---------%99,2
Portsmouth-----19,880---------20,220---------%98,3
Chelsea---------41,377----------42,091---------%98,3
Newcastle-------51,266---------52,394---------%97,8
Fulham---------23,689----------24,300--------%97.5
Reading---------23,555---------24,250---------%97.1
West Ham------34,581----------35,647----------%97
Derby----------32,396----------33,597----------%96.4
Liverpool-------43,558----------45,362----------%96
Aston Villa------40,273----------42,573----------%94.6
Everton---------36,815----------40,569----------%90.7
Sunderland-----43,097----------48,707----------%88.5
Man City-------42,126-----------47,726----------%88.3
Birmingham----26,154-----------30,009---------%87.2
M'brough-------26,765----------35,049----------%76.4
Blackburn------23,823-----------31,367----------%76
Wigan----------18,708-----------24,826----------%75.4
Bolton----------20,671-----------28,723----------%72

Bir sezonu %99,4 doluluktaki tribünlere oynamak! Bu üç büyük takımımız için bile rüya gibiyken Anadolu takımları hakkında yorum yapmaya gerek yok sanırım. Doluluk oranında ilk iki sıradaki takım şampiyonluk kovalayan takımlar, eyvallah. Ama Tottenham çoktan havlu attı. Doluluk oranına bakıyorum: %99,2! Zaten Premier League takımlarının gelirlerinin yüksek olduğu aşikar. Taraftarların da bu derece sahip çıkmasıyla hem maddi hem manevi olarak büyük güç kazanıyorlar. Şu an baktığımızda İngiltere'de şampiyonluk için kapışan iki takımın Şampiyonlar ligi finalisti olduğunu görüyoruz. Madem öyle, direk PL şampiyonuna versinler kupayı, hiç uğraşmasın kimse...


27 Nisan 2008

Galatasaray:1 - Fenerbahçe:0

Uzun zamandır yazmıyordum, böyle bir maçtan sonra yazmak nasip oldu, sağlık olsun...

Öncelikle maçtan önce benim ideal kadrom şöyleydi.

--------------Volkan-------------

Gökhan--Edu--Lugano--Vederson


Deivid--Aurelio--Maldonado--Uğur

---------------Alex---------------

--------------Kezman------------

Biliyorum Kezman'ı bu maçtan önce çok eleştirmiştim ama ilk 11 de başlaması bu maç için mantıklıydı. Fakat mantıksız olan o kadar çok şey vardı ki...
Örneğin; Uğur neden sol bek? Sanki adam yok sol bekte! Ne geride bir şey yaptı ne ileride! Onun yerine Vederson oynasa daha etkili olacağı kesindi. Sakatlıktan çıkmış olsa anlarım ama adam kart cezalısıydı yahu!
Colin... Kazım geniş alanları seven bir oyuncu. Bu herkes tarafından biliniyor. Biraz boşluk bulsun, kaleye yüzünü dönsün tamam. Allah aşkına Galatasaray'la bu 4. maçımız, hala bu takımın iyi alan daralttığını öğrenemediysen sana pes derim başka hiç bir şey demem!
Yediğimiz gol. O ne Allasen? Konuşmak bu kadar mı zor ya! Bırak dese biri top bizde, ki o bölgede Galatasaraylı yok. Volkan tamam iyi hoş çıktın, bırak da demedin eyvallah ama kardeşim tenis topu mu tutacaksın? Ne o tek elle çıkmak? Bari yumruklamak için çık!
Alex... Dar alanın arasında sıkıştı kaldı. Hayaletten hiç bir farkı yoktu.
Taktiksel ve dizilişsel hatalar nedeniyle kaybedilmiş bir maç.
Şampiyonluğun kutlu olsun Galatasaray.

19 Nisan 2008

Ali Sami'yi anmak


Resime bakın, bana hak vereceksiniz. Sen neymişsin be Sarbi?

Fethiyespor


Derinlemesine Pas'ta okuduğum şu posttan sonra aklıma anılarım geldi. Ben küçüktüm o zaman. İlçemizin futbol takımının formasını gururla taşıyoruz. Çok büyük bir futbolcu olma hevesi var hepimizin içinde. Marmarisspor, Fethiyespor gibi takımları içeride yensek de dışarıda olmuyor. Fethiye deplasmanına giderken çok umutluyduk. Her zamanki gibi takımımızın renklerindeki ufak minibüsümüze doluşup, minibüsçü abimizin çok sevdiği Onur Akın eşliğinde Fethiye'ye doğru yol alıyoruz. Belki de Onur Akın'dan başka kaseti yoktu ama olan kasette de bir içim su şarkılar vardı. Yolda yağmur başladı. O sırada Onur abi 'Ben yağmur yüklü bir bulutum' diye koyverince biz de yasladık kafamızı cama ince ince yağmuru izliyorduk. Yağmur bir süre sonra durdu. İyi demişti hocamız, çok kaygan olmaz zemin.
Nihayet Fethiye'ye varmıştık. Stadı çok hoşumuz gitmişti, tribünleri falan çok güzeldi. Aslında bizim de stadımız güzeldi ama bu daha modern görünümlüydü. Fakat şu an maçlarını oynadıkları stat değildi sanırım ya da hafızam beni tamamen yanıltıyor. Zemine bakmak için sahaya çıktığımızda hüsranla karşılaştık. Yağmur Fethiye'ye daha insafsız davranmıştı. Zemin su içindeydi, yer yer gölcükler oluşmuştu. Olsun diyip soyunma odasına girdik. Ben bu oynadığım takımda defans olarak alınmıştım. Yaşıtlarıma göre fizikli olmam bunda etken oldu tabi. Defans oynamayı sevmesem de ses etmedim. Zaten bir süre sonra beceremediğim için yedek kaldım. Daha sonra idmanlarda forvet olarak denemişti hoca. İyiydim forvette ama benden yaşça büyük bir iki kişi daha vardı. İyi de oynuyorlardı. Biri sakatlanınca yerine ben geçmiştim bir önceki maç. Şimdi yine ben başlayacaktım ilk 11'de...
Çıktık sahaya. Çıkarken Fethiyespor'un hocası bizi uyarmıştı; "aman ha çocuklar zemin çok kaygan dikkat edin kendinize" diye. Maç başladı. Biz daha ne olduğunu anlamadan ilk golü yemiştik. Ardından oyunda dengeyi kursak da bir gol daha yedik. Devre oldu. Hocamız olsun çocuklar olsun diyordu.
İkinci yarıya başladık, daha atak oynuyorduk artık. Pozisyonun birinde takım arkadaşım bana pas vermek yerine kaleciyi çalımlamaya çalışınca kaleci can havliyle ayaklarına kapandı. O an bizim forvet 'Hocam!' diye öyle bir bağırdı ki yanına gitmeye cesaret edemedim. Hala bağırıyordu. Gittim yanına, ekranda futbolcuları izlerken ayak burkulmasına bile dayanamayan ben kırık bir ayakla karşı karşıyaydım. Hem de nasıl bir kırık. Ömrüm boyunca hiç bir yerim kırılmadığı için ne o acıyı bilirim ne de nası bir şey olduğunu. Ama eminim o kırık çok acımıştır.
Daha sonra ambulans geldi, arkadaşın çığlıkları arasında onu götürdüler. Bizde de moral tamamen sıfırlanmıştı. O an sahadan çıkmak istedim. Hiç bir topa ayak uzatmak istemiyordum çünkü. Rakip takımın yaş ortalaması daha yüksek olduğu için onlar daha metanetle karşılamış olacaklar ki gol atmaya devam ettiler. Biz de bir tane attık ama kim attı nasıl attı hiç hatırlamıyorum. Ama skor çok net beynimde: 5-1!
Dönüşte hem kırığın hem yenilmenin verdiği üzüntüyle minibüsten çıt çıkmıyordu. Hocamız da ayağı kırılan arkadaşın yanındaydı. Hoparlölerden yine aynı adamın sesi geliyordu.
Bir 'Geceyi sana yazdım' diyordu, bir 'Seviyorum seni'...
Neden yazdım bilmiyorum. Eskilere döndüm birden. Her ne kadar böyle bir şey yaşamış olsam da ben de Fethiyespor'un arkasındayım.



 
^

Powered by BloggerFlamboyant Striker by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License